Sözleşme Hazırlarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

İçindekiler

Sözleşme yapmak, herhangi bir iş ilişkisindeki temel taşlardan biridir. Sözleşme hazırlığı yaparken dikkat edilmesi gereken birçok önemli husus bulunmaktadır; çünkü hatalı bir sözleşme ileride hukuki sorunlara yol açabilir.

"En iyi sözleşmeler, adliyelerde hakim önüne gidilmesine gerek kalmayan sözleşmelerdir."

Sözleşme Hazırlarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Sözleşmeler; iş dünyasında, günlük yaşamda ve hukuki ilişkilerde, karşılıklı anlaşma ve taahhütleri belirleyen temel belgelerdir. Taraflar arasındaki hakları ve sorumlulukları tanımlar. Bu belge, herhangi bir iş ilişkisindeki temel yapı taşıdır ve doğru bir şekilde hazırlanması ve anlaşılması son derece önemlidir.

Türk hukukunda sözleşme serbestisi ilkesi benimsenmiştir. Bu ilke, tarafların kendi aralarında yapacakları sözleşmelerin içeriğini serbestçe belirleyebilmelerini ifade eder. Sözleşme serbestisi ilkesi, Türk Borçlar Kanunu‘nun 26. maddesinde yer alır ve tarafların sözleşmenin içeriğini belirleme özgürlüğüne sahip olduklarını vurgular. Ancak bu serbesti, kamu düzenine, genel ahlaka, kişilik haklarına ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olmamak şartıyla sınırlandırılmıştır. Bu nedenle, sözleşmede yer alan kanunun emredici hükümlerine aykırı maddeler geçersiz sayılabilir.

sözleşme hazırlarken dikkat edilmesi gerkenler

Sözleşme hazırlığı, titizlik gerektiren bir süreçtir, bu nedenle doğru ve açık bir şekilde hazırlanması son derece önemlidir. Bu süreçte yapılacak hatalar, ilerleyen dönemlerde ciddi hukuki ihtilaflara sebep olabilir.

Sözleşme hazırlamadan önce bir taslak oluşturmak önemlidir; bu taslak sözleşmenin ana hatlarını ve kapsamını belirlemenize yardımcı olur. Hazırlanan taslak, tarafların beklentilerini ve yükümlülüklerini netleştirir. Sözleşme hazırlığında taslak oluşturmak, taraflara planlama imkanı vererek sözleşmenin tüm unsurlarının önceden düşünülmesini sağlar. Ayrıca taraflar, sözleşme taslağı üzerinden değişiklikler ve geliştirmeler yaparak en iyi metne ulaşabilir.

Sözleşme teklifinin açık ve anlaşılır olması, gerekli tüm unsurları içermesi gerekir. Bu, karşı tarafın teklifi doğru anlamasını ve kabul etmesini kolaylaştırır. Teklifin ne kadar süreyle bağlayıcı olduğu da belirtilmeli ve bu süre takip edilmelidir. Bu sayede, belirsizliklerin ortaya çıkması engellenebilir ve olası ani fiyat değişiklikleri nedeniyle zarar edilmesinin önüne geçilmiş olur.

Bununla birlikte, hazırlık aşamasında bir avukat veya hukuki danışmandan destek almak, sözleşmenin hukuka uygun olmasını ve tarafların haklarının korunmasını sağlar. Profesyonel destek, ileride doğabilecek hukuki sorunları önler. Avukatlar, güncel mevzuata hakim oldukları için olası riskleri önceden tespit edebilirler ve hukuki terminolojiyi doğru şekilde kullanırlar. Örneğin; bir girişimci, girişimiyle ilgili bir konuda üçüncü kişilerle yapacağı sözleşmeleri profesyonel destek almadan hazırlar ve gizlilik maddesini eklemeyi unutursa bu kişiler girişimcinin iş planını veya fikri mülkiyet haklarını kullanarak haksız kazanç elde edebilirler.

Sözleşmenin Konusu ve İçeriğinin Belirlenmesi

Sözleşme hazırlama sürecinde dikkat edilmesi gereken ilk nokta, tarafların iradelerinin açık ve net bir şekilde ifade edilmesidir. Sözleşmenin konusu, süresi, tarafların hak ve yükümlülükleri detaylı bir şekilde belirtilmelidir; çünkü belirsizlikler ileride uyuşmazlıklara sebep olabilir. Sözleşmelerde sorumluluk ve yükümlülüklerin net bir şekilde belirlenmesi, taraflar arasındaki ilişkinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi açısından kritiktir. Tarafların neyi yapıp neyi yapamayacakları, hangi durumlarda sorumlu olacakları sözleşmede detaylı olarak belirtilmelidir. Örneğin, bir satış sözleşmesinde malın teslim tarihi ve ödeme şartları net olarak yer almalıdır. Yine bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin taahhüt ettiği işleri hangi sürede ve hangi kalitede tamamlayacağı gibi hususlar belirtilmelidir. İşin geç teslimi veya eksik yapılması durumunda yüklenicinin sorumluluğu ve uygulanacak yaptırımlar da sözleşmede yer almalıdır.

Tarafların kimlikleri, iletişim bilgileri, yetki durumları ve taahhüt ettikleri hususlar açıkça ifade edilmelidir. Böylece ileride doğabilecek ihtilaflarda taraflara ulaşmak ve tebligat yapmak kolaylaşır. Tüzel kişilerle yapılan sözleşmelerde, yetkili temsilcilerin kimliklerinin ve imza yetkilerinin kontrol edilmesi sözleşmenin geçerliliğini ve yükümlülük altına giren tarafın belirlenmesini etkileyen bir husustur. Bu nedenle imza yetkisi konusunda dikkatli olunmalı ve bu konu detaylı bir şekilde ele alınmalıdır.

Sözleşmeyi gereksiz detaylarla doldurmak yerine, önemli hususlara odaklanmak daha etkilidir. Sözleşmede yer alan tüm maddelerin taraflarca anlaşıldığından ve kabul edildiğinden emin olunmalıdır. Bu amaçla, sözleşme maddeleri basit ve anlaşılır bir dilde yazılmalı, gerektiğinde hukuki terimler açıklanmalıdır. Çünkü tarafların anlamadığı veya yanlış anladığı maddeler, ileride uyuşmazlıklara yol açabilir. Ancak sözleşme hazırlarken gereken detaylara zaman ayırmak, ileride doğabilecek büyük sorunları önler. Bu nedenle detaylar arasındaki denge iyi kurulmalıdır.

Sözleşme hazırlama sürecinde, tarafların özel durumlarının ve ihtiyaçlarının dikkate alınması da önemlidir. Örneğin, bir iş sözleşmesi hazırlanırken çalışanın görev tanımı, çalışma saatleri, ücret ve yan haklar detaylı bir şekilde belirtilmelidir. Çünkü bu tür detaylar, hem işverenin hem de çalışanın haklarını korur ve olası uyuşmazlıkları önler.

Bununla birlikte sözleşme hazırlığında muvazaadan kaçınılmalıdır. Gerçek iradeyi yansıtmayan, aldatmaya yönelik sözleşmeler hukuka aykırıdır ve geçersiz sayılır. Ayrıca hile, tehdit veya hata ile karşı tarafın iradesini sakatlamak da hukuka aykırılık teşkil eder ve sözleşmeyi geçersiz kılar. Bir satıcının, aracın hasar kaydı olmadığını söyleyerek alıcıyı yanıltması ve alıcının bunu sonradan öğrenmesi durumunda, sözleşme hile nedeniyle iptal edilebilir.

sözleşme hazırlarken dikkat edilmesi gerekenler

Şekil Şartı ve Yazılılık

Sözleşmelerin yazılı olarak yapılması, ispat kolaylığı sağlar ve tarafların haklarını korur. Yazılı sözleşmeler, olası anlaşmazlıklarda delil olarak sunulabilir; çünkü sözlü anlaşmaların ispatı zor ve tartışmaya açıktır. Bir kiracı ve ev sahibi arasında sözlü olarak yapılan kira anlaşması, kira artışı konusunda anlaşmazlığa yol açabilir. Yazılı sözleşme olmadığından, mahkeme süreci uzun ve karmaşık hale gelebilir.

Bazı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için ise belirli şekil şartlarına uyması gerekir; çünkü aksi halde sözleşme geçersiz sayılabilir. Yazılı olma bazı sözleşmeler için şekil şartı olarak öngörülmüştür. Benzer şekilde bazı sözleşmelerin noterde yapılması da yine şekil şartı olarak karşımıza çıkar. Bu gibi şekle tabi sözleşmelerde, şekil şartlarına uymadan yapılan anlaşmalar geçersiz olacaktır.

Ayrıca atipik sözleşme olarak adlandırılan sözleşmeler için yazılılık oldukça önemlidir, çünkü kanunda bu sözleşmelere ilişkin özel hükümler bulunmaz. Atipik sözleşmeler, Türk hukukunda kanunda açıkça düzenlenmemiş, yani özel bir adı veya tipi olmayan sözleşmelerdir. Taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi kapsamında ihtiyaçlarına uygun olarak bu tür sözleşmeleri oluşturabilirler. Atipik sözleşmeler hazırlanırken hukuki belirsizliklerin önlenmesi amacıyla tüm koşullar taraflarca belirlenir, hakların korunması için detaylı düzenlemeler yapılır. Bunun nedeni, olası uyuşmazlıkların çözümünde sözleşme metninin rehberlik edecek olmasıdır. Örneğin, bir sponsorluk anlaşması yaparken, kanunda bu tür bir sözleşme düzenlenmediği için tarafların tüm koşulları ayrıntılı olarak belirlemesi gerekir.

Gizlilik Hükümleri ve Rekabet Etmeme

Özellikle ticari sözleşmelerde gizlilik büyük önem taşır. Gizlilik maddeleri, tarafların ticari sırlarını korumak için belirtilmelidir. Özellikle iş dünyasında, şirketler arası ortaklık görüşmeleri veya proje paylaşımları sırasında bu tür sözleşmeler sıklıkla kullanılır; çünkü taraflar, ticari sırlarının ve stratejilerinin korunmasını isterler. Örneğin, bir iş sözleşmesinde çalışan, işverenin ticari sırlarını ve müşterilerine ait bilgileri gizli tutmayı taahhüt edebilir. Bu, işverenin rekabet avantajını koruması açısından kritiktir.

Gizlilik sözleşmelerinde (NDA – Non-Disclosure Agreement), taraflar arasındaki bilgi alışverişinin sınırları belirlenir. Gizlilik hükümleri, bilgi paylaşımı, sınırlamalar ve olası ihlaller durumunda alınacak önlemleri içermelidir.

Gizlilik yükümlülüğünün ihlali durumunda uygulanacak yaptırımlar da sözleşmede belirtilmelidir. Bu yaptırımlar, tazminat ödenmesinden sözleşmenin feshedilmesine kadar farklı şekillerde olabilir. Çünkü caydırıcı yaptırımlar, tarafların gizlilik yükümlülüklerine daha fazla özen göstermelerini sağlar.

Gizlilik yükümlülüğünün süresi de sözleşmede belirtilmelidir. Genellikle bu yükümlülük, sözleşme süresi boyunca ve hatta sözleşmenin sona ermesinden sonra da devam eder; çünkü bazı bilgiler, uzun süre boyunca gizli kalması gereken ticari sırlar veya kişisel veriler olabilir.

Bir diğer önemli nokta, gizlilik yükümlülüğünün kapsamıdır. Sözleşmede hangi bilgilerin gizli kabul edileceği ve hangi durumlarda bu bilgilerin paylaşılabileceği açıkça belirtilmelidir. Örneğin, kanuni bir zorunluluk veya mahkeme kararı ile bilgilerin paylaşılması gerekebilir. Bu tür istisnalar sözleşmede yer almalıdır.

Sözleşmelerde yer alan rekabet etmeme şartları ise tarafların belirli bir süre ve bölgede rekabet edici faaliyetlerde bulunmalarını engellemeyi amaçlar. Özellikle iş sözleşmelerinde ve iş ortaklığı anlaşmalarında bu şartlara sıkça rastlanır; çünkü taraflar, bilgi birikimlerini ve müşteri portföylerini korumak isterler.

Rekabet etmeme şartı, çalışanın işten ayrıldıktan sonra belirli bir süre boyunca aynı sektörde veya benzer pozisyonda çalışmasını engelleyebilir. Ancak bu tür kısıtlamaların hukuka uygun olması için makul süre, bölge ve kapsamla sınırlı olması gerekmektedir; çünkü aşırı kısıtlayıcı şartlar, çalışanın ekonomik özgürlüğünü ihlal edebilir ve geçersiz sayılabilir.

Örneğin, bir yazılım şirketinde çalışan bir mühendis, işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada çalışmak isteyebilir. Eğer sözleşmesinde makul bir rekabet etmeme şartı varsa, belirli bir süre bu sektörde çalışması engellenebilir. Ancak bu süre ve kapsam, çalışanın mesleki faaliyetini tamamen engelleyecek şekilde olmamalıdır.

İşverenler, rekabet etmeme şartının ihlali durumunda uygulanacak yaptırımları da sözleşmede belirtmelidir. Bu genellikle bir ceza şartı veya tazminat yükümlülüğü şeklinde olabilir; çünkü bu tür yaptırımlar, çalışanın sözleşmeye sadık kalmasını teşvik eder.

Rekabet etmeme şartları, sadece çalışanlar için değil, iş ortakları ve satıcılar için de geçerli olabilir. Örneğin, bir şirketin distribütörü, belirli bir süre boyunca aynı ürünleri başka bir firmadan almamayı taahhüt edebilir. Bu, şirketin pazar payını ve müşteri ilişkilerini korumasına yardımcı olur.

Ancak, rekabet etmeme şartlarının hukuka uygunluğu konusunda dikkatli olunmalıdır; çünkü haksız rekabetin önlenmesi amacıyla getirilen bu tür kısıtlamalar, serbest rekabeti ve ticari özgürlükleri aşırı derecede sınırlamamalıdır. Bu nedenle, sözleşme hazırlanırken profesyonel hukuki danışmanlık almak faydalıdır.

Cezai Şart, Tazminat ve Teminatlar

Sözleşmelerde ceza şartı veya teminatların yer alması da tarafların hak ve yükümlülüklerinin güvence altına alınması açısından önemlidir. Ceza şartı, sözleşmeye aykırı davranan tarafa uygulanacak yaptırımları belirler. Teminatlar ise özellikle maddi yükümlülüklerin yerine getirilmesini güvence altına alır. Örneğin, kira sözleşmelerinde depozito alınması yaygın bir teminat uygulamasıdır.

Fesih Şartları ve Prosedürleri

Sözleşmelerde fesih şartları ve fesih prosedürleri detaylı bir şekilde belirtilmelidir; çünkü sözleşmenin hangi durumlarda ve nasıl sona erdirileceği, tarafların hak ve yükümlülüklerini doğrudan etkiler. Belirsizlikler, ileride hukuki ihtilaflara yol açabilir.

Fesih şartları, genellikle sözleşmenin ihlali, mücbir sebepler veya tarafların anlaşması gibi durumları kapsar. Ayrıca, fesih durumunda tarafların sorumlulukları ve yükümlülükleri de düzenlenmelidir. Örneğin, sözleşmenin erken feshi durumunda taraflardan biri tazminat ödemekle yükümlü olabilir. Bu tür maddeler, tarafların fesih durumunda ne yapmaları gerektiğini netleştirir.

Fesih prosedürleri ise fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması, belirli bir süre önceden bildirimde bulunulması gibi detayları içerebilir. Feshin geçerliliği ve ispatı açısından bu tür prosedürlere uyulması önemlidir.

Mücbir sebepler, sözleşmenin feshi veya askıya alınması durumlarında dikkate alınması gereken bir diğer husustur. Doğal afetler, savaş, salgın hastalıklar gibi öngörülemeyen ve kontrol edilemeyen durumlar mücbir sebep olarak kabul edilebilir. Sözleşmede mücbir sebeplerin tanımı ve bu durumlarda tarafların hak ve yükümlülükleri açıkça belirtilmelidir.

Uyuşmazlık Çözüm Yolları ve Uygulanacak Hukuk

Sözleşme hazırlığında dikkate alınması gereken bir diğer husus, olası ihtilaf durumlarında uygulanacak çözüm yollarının belirlenmesidir. Örneğin, uyuşmazlıkların çözümünde hangi mahkemelerin yetkili olacağı veya alternatif çözüm yollarının (tahkim, arabuluculuk) kullanılıp kullanılmayacağı sözleşmede belirtilmelidir. Bu, ileride doğabilecek anlaşmazlıkların daha hızlı ve etkin bir şekilde çözülmesini sağlar.

Uyuşmazlıkların hangi mahkemede çözüleceğini belirlemek, ileride zaman ve maliyet tasarrufu sağlar. Ancak kanunen belirlenen kesin yetki halleri varken farklı bir yetkili mahkeme belirlemek geçersiz olacaktır.

Ayrıca, sözleşmelerin uluslararası boyutu varsa, uygulanacak hukukun ve yetkili mahkemelerin belirlenmesi kritik öneme sahiptir. Çünkü farklı ülkelerin hukuk sistemleri ve yargı süreçleri farklılık gösterebilir. Uluslararası bir ticaret sözleşmesinde, uyuşmazlıkların hangi ülke mahkemelerinde çözüleceği belirtilmezse, taraflar arasında ciddi sorunlar ve gecikmeler yaşanabilir.Veya bir uluslararası ticaret anlaşmasında tahkim şartı bulunmazsa, taraflar farklı ülkelerin mahkemelerinde uzun ve maliyetli davalarla uğraşmak zorunda kalabilir. Bu nedenle, uluslararası sözleşmelerde “hukukun seçimi” ve “yetkili mahkeme” maddelerinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

Profesyonel Destek Almanın Önemi

Sözleşme hazırlama sürecinde profesyonel hukuki destek almak, olası riskleri minimize eder ve sözleşmenin hukuka uygunluğunu sağlar; çünkü avukatlar ve hukuk danışmanları, güncel mevzuata hakimdir ve tarafların haklarını en iyi şekilde koruyacak maddeleri hazırlayabilirler.

Özellikle karmaşık ve yüksek meblağlı sözleşmelerde profesyonel destek almak kritiktir. Örneğin, uluslararası bir ticaret sözleşmesinde, farklı ülkelerin hukuk sistemleri ve uluslararası ticaret kuralları dikkate alınmalıdır.

Profesyonel destek almak, tarafların ileride karşılaşabilecekleri hukuki sorunları önceden tespit etmelerine ve önlem almalarına yardımcı olur. Bu sayede, sözleşmenin taraflar için adil ve dengeli olması sağlanır.

Örnek Sözleşme Hazırlığı Uygulaması

Bir iş sözleşmesi hazırlarken:

Tarafların kimlik bilgilerini ve iletişim adreslerini tam olarak belirtin.

Çalışanın görev tanımını, çalışma saatlerini ve ücretini net bir şekilde yazın.

Sözleşmeye kanuna aykırı maddeler eklemeyin; örneğin, asgari ücretin altında bir ücret belirlemeyin.

Gizlilik ve rekabet etmeme maddelerini, kanuna uygun ve makul sürelerle düzenleyin.

Çalışanın haklarını kısıtlayıcı ve aşırı yükümlülükler getiren maddeler eklemeyin.