Covid-19 ve Özel Okul Sözleşmeleri

İçindekiler

2020 ile birlikte tüm dünyada görülmeye başlanan Kovid-19 virüsünün beraberinde getirdiği pandemi hali, ülkemizde de birçok sektörde uygulama değişiklikleri meydana getirdiği gibi eğitim sektörünü de kaçınılmaz olarak etkilemiştir. COVID-19 özel okul sözleşmeleri hakkında detaylı bilgiyi yazımızda bulabilirsiniz.​

Bilindiği üzere 16 Mart 2020 tarihinden itibaren ülke genelindeki resmi ve özel tüm eğitim-öğretim kurumlarında faaliyetlere ara verilmiştir. 23 Mart 2020 tarihinden itibaren ise Millî Eğitim Bakanlığı’nın geliştirdiği Eğitim Bilişim Ağı (EBA) sistemi üzerinden uygulamaya konan uzaktan eğitim faaliyetlerine başlanmıştır. Bu uzaktan eğitim dönemi süresince veliler ve öğrencilere büyük sorumluluklar düşmekle birlikte özel öğretim kurumlarında öğrenimini sürdüren öğrenciler açısından öğretim ücretlerine ve servis, yemek, pansiyon, kırtasiye ve takviye kurs ücretleri gibi sair yan ücretlere; kısaca eğitim ve öğretime ilişkin mali unsurlara ne olacağı konusu da gündeme gelmektedir. Zira 31 Mayıs 2020 tarihine kadar uzaktan eğitim sürecinin devam edeceği açıklansa da okulların yüz yüze eğitim öğretim faaliyetlerine başlayacağı tarih bilinmezliğini korumaktadır.

Belirtmek gerekir ki yazımızın geneli okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde eğitim veren özel öğretim kurumlarının ve bunların mali boyutlarının akıbetine ilişkin olacaktır. Özel kurslar, uzaktan eğitim kursları, dil kursları, ehliyet kursları gibi kurumlara ilişkin sözleşmelerin akıbeti incelenmeyecektir.

Öncelikle uygulanacak hukuk kurallarının belirlenmesi ve Kovid-19 pandemisi nedeniyle eğitim-öğretime ara verilmesinin olası sonuçlarının değerlendirilmesi amacıyla özel öğretim kurumlarıyla akdedilen sözleşmelerin niteliği tespit edilmelidir. Veliler, özel okullar ile Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’nün belirlediği çerçeve sözleşmeyi imzalamaktadır. Bakanlığın belirlemiş olduğu bu çerçeve sözleşmeye özel okullarca, mevzuata aykırılık içermemek kaydıyla ek maddeler konulabilmektedir. Bu ek maddelerde ücretlere ilişkin özel hükümler bulunması halinde ayrı bir değerlendirme konusu olacak, ilgili maddelerin mevzuata aykırı olmaması halinde sözleşme hükümleri uygulama alanı bulacaktır.

Özel öğretim kurumları temel olarak Türk milli eğitiminin amaçları doğrultusunda Millî Eğitim Bakanlığı’nın müfredatları çerçevesinde eğitim-öğretim hizmeti sunan kurumlardır. Özel öğretim kurumları mevzuat gereği yüklendiği eğitim öğretim hizmeti temel ediminin yanında sosyal, kültürel ve sportif aktiviteler ve kurslar gibi çeşitli ikincil yükümlülükleri de veliler ile akdedilen sözleşmeler gereği üstlenirler. Buna göre, özel öğretim kurumları ile veliler arasında tüketici ilişkisinden doğan bir hizmet sözleşmesi olduğu kabul edilmelidir. Bu noktada veliler ve öğrenciler; tüketici, özel öğretim kurumu; hizmet sağlayıcı, eğitim-öğretim faaliyetleri ve özel okulun üstlendiği diğer faaliyetler; hizmet tanımları kapsamında değerlendirilecektir. Sözleşmenin gereği olarak, özel öğretim kurumlarının sunmuş olduğu bu hizmetler karşılığında sözleşmenin diğer tarafı olan velilerin ücret ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Özel öğretim kurumları ile imzalanan sözleşmelerin, öncelikle özel nitelikte olan 6502 s. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) uyarınca incelenmesi, daha sonra genel nitelikte olan 6098 s. Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında ele alınması daha isabetli olacaktır.

TKHK açısından bakıldığında özel öğretim kurumlarının, eğitim-öğretim faaliyetlerine ara verilmesi ve uzaktan eğitim çalışmalarının MEB bünyesinde kurulan EBA sistemi üzerinden tüm öğrencilere sağlanması nedeniyle saf dışı kaldığı düşünülmekte ve dolayısıyla özel okulun sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmediği kabul edilmektedir. TKHK’ya göre ayıplı hizmet kavramı 13. maddede; sözleşmede belirlenen süre içinde başlamaması veya taraflarca kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmet olarak tanımlanmıştır. İlgili maddeye göre yurt genelinde eğitim-öğretim faaliyetlerine resmi ve özel tüm okullar bakımından ara verilmiş olması nedeniyle özel öğretim kurumlarının üstlendiği temel edim olan eğitim-öğretim hizmetini sağlayamaması nedeniyle sözleşmeye aykırılık kabul edilerek ayıplı hizmet olarak nitelendirilmektedir.

Oysaki ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki birçok özel öğretim kurumu sözleşmeden doğan temel edimi olan eğitim-öğretim hizmetini kendilerinin kurmuş olduğu bilişim sistemleri ve yardımcı bilgisayar programları aracılığı ile sunmaya devam etmektedir. Nitekim özel öğretim kurumlarının sunmayı taahhüt ettiği temel edim eğitim öğretim hizmeti olup, bu hizmeti her ne kadar yüz yüze sunma imkanı kalmamış olsa da uzaktan eğitim aplikasyonlarını gereği gibi kullanarak öğrencilerine yüz yüze eğitimde sahip olduğu imkanların eksikliğini aratmadan sunması, üstlenmiş olduğu birebir sınava hazırlık kurslarını, öğretmenlerle soru çözümü pratikleri gibi uygulamalarını devam ettirmesi; kısacası sözleşme ile üstlendiği normal şartlarda yüz yüze gerçekleştirmesi gereken eğitim-öğretim hizmetinin kalitesi ve niteliğini düşürmeden çeşitli yollarla ikame ettirmesi halinde sözleşmede yer alan eğitim-öğretim  hizmetinin ayıplı olduğunun ileri sürülmesi isabetli olmayacaktır. Ayrıca velilerin ve/veya öğrencilerin kendi istek ve iradeleri doğrultusunda özel okulun sunduğu ikame uzaktan eğitim hizmetlerinden yararlanmak istememesi halinde özel öğretim kurumuna herhangi bir kusur izafe edilemeyeceğinden, kurum yine ücrete hak kazanacaktır. Bu nedenle TKHK’nın, sunulan hizmetin ayıplı olması nedeniyle tüketiciye sağlanan hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı/giderimi, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme gibi seçimlik hakları bu noktada kullanılamayacaktır.

Öte yandan anılan sözleşmelerde öğrenim ücreti kaleminin yanı sıra öğrenci kıyafet ücreti ve veli isteğine bağlı tutulan yemek, takviye kurs, yatakhane, kitap, kırtasiye, servis, etüt ücreti gibi ödeme kalemleri de bulunmaktadır. Sözleşmede yer alan bu ücretler yıllık bazda kararlaştırılarak, velilere taksitle veya tek seferde ödeme imkânı sunulmaktadır. Daha açık bir anlatımla, okulların yüz yüze eğitime ara vermek durumunda kaldığı dönemler olan Mart, Nisan ve Mayıs aylarına karşılık gelen ücretler, o aylarda alınan hizmet bedeli değil, özel öğretim kurumunun sağlamayı taahhüt ettiği hizmetlerin yıllık bedelinin taksiti niteliğindedir. Öğrenim ücreti hususunda yaşanan tereddüt yukarıda anlatıldığı şekilde giderilmiştir. Ancak, bu süreçte alınması mümkün olamayan yemek, yatakhane ve servis hizmetlerinin ödenmesi sorunu karşımıza çıkmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın almış olduğu uzaktan eğitim sürecine geçilmesi kararı nedeniyle anılan hizmetlerin bu süreçte sunulma imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenle doğal olarak ortaya hukuki imkansızlık hali çıkmakta ve sunulamayan hizmetler için ayıp hükümleri yerine TBK’da yer alan ifa imkansızlığı düzenlemelerine bakılmalıdır.

COVID-19 özel okul sözleşmeleri

6098 s. TBK’nın 136. maddesi gereğince borcun ifası, borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkansızlaşırsa borcun sona ereceği öngörülmektedir. Özel öğretim kurumları ile imzalanan sözleşmeler, özel okullara; eğitim-öğretim hizmeti sunma edimi, velilere ise; bu hizmet karşılığı ücret ödeme edimi yüklediğinden karşılıklı borç yükleyen sözleşme niteliğindedir. Bu kapsamda özel öğretim kurumu yemek, yatakhane ve servis hizmetlerini hukuki imkânsızlık bağlamında yerine getiremeyeceğinden karşılığında velilerden peşin almış olduğu ücreti iade etmekle yükümlü olacaktır. Eğer söz konusu ücretler aylık tespit edilerek ödenmekteyse ilgili aylara denk gelen bedellerin özel okullar tarafından talep edilmesi mümkün değildir.

Ayrıca belirtmek gerekir ki, söz konusu edimler bakımından geçici bir ifa imkansızlığı durumu mevcuttur. Halen Millî Eğitim Bakanlığı’ndan, Kovid-19 pandemi hali sona erdikten sonra normalleşme çalışmaları kapsamında telafi eğitimi sürecinin tarih ve şartlarının nasıl olacağı bilgisi beklenmektedir. Neticede veliler, ödemiş oldukları yemek, yatakhane ve servis ücreti gibi bedelleri telafi eğitimi esnasında mahsuplaşma yolu veya ertesi sene aynı okulda hizmet alınması halinde devredilmesi gibi hususlarda özel öğretim kurumları ile anlaşma imkanlarını da kullanabilmelidir. 13 Mayıs 2020 tarihinde özel öğretim kurumlarının başta gelen çatı örgütlerinden olan ÖZDEBİR, ÖZDER, TÖZOK, ÖZKURBİR ve TÖDER başkanlıklarının yapmış olduğu yazılı açıklamada da öğrencilere sunulamayan servis ve yemek hizmeti gibi ücretlerin velilerden talep edilmesinin doğru olmadığı ve peşin olarak ödenen bir bedel var ise bunun iade, mahsup veya seneye aktarımı konusunda görüş birliğinde oldukları ifade edilmiştir.

Fakat özel öğretim kurumu ile akdedilen sözleşmeyi bir bütün olarak ele aldığımızda eğer veliler sözleşme ile “paket program ücreti” gibi tek kalem ücret ödeme yükümlülüğü altına girmiş ise; eğitim-öğretim hizmeti dışında gerçekleştirilmeyen diğer sair hizmetler için kısmi ifa imkansızlığı hükümlerine dayanabilecektir. Bu durumda sözleşmenin temel edimi olan eğitim-öğretim hizmetleri uzaktan eğitimle de olsa ifa edildiğinden; yemek, servis ve yatakhane gibi hizmetlerin sunulması imkânsız hale gelmiş olup sözleşme bütünü açısından kısmi ifa imkansızlığı hali yaratmaktadır. Buna göre veliler sözleşmenin imkansızlaşan bu kısmı açısından ve hatta uzaktan eğitime uygun olmayan dersler açısından ücret ödeme yükümlülüğünden kurtulabilecektir. Fakat TBK’nın ilgili maddesinin devamında düzenlenen kısmi ifa imkânsızlığının önceden öngörülmesi halinde taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağının açıkça anlaşılması halinde borcun tamamen sona ereceği hükmü bu sözleşmeler bakımından uygulanmayacaktır. Özel öğretim kurumları ile akdedilen sözleşmelerin temelinde eğitim-öğretim hizmeti almak yatmakta olup sadece yemek, servis ve yatakhane hizmetlerinin imkansızlaşmasına dayanılarak sözleşmenin hiç akdedilmeyeceğini kabul etmek isabetli olmayacaktır.

Velilerin bu taleplerini dile getirirken gecikmeksizin özel okula bildirimde bulunmaları gerekmektedir. Aksi halde ödeme gerçekleştirmemeleri neticesinde temerrüde düşerek borçlu duruma gelme ihtimalleri bulunmaktadır. Neticede ilgili hükümlere göre gerçekleştirilecek bir bedel indirimi yıllık hizmet tutarı üzerinden olacağından taksitlerin tamamının ödenmesi veya peşin ödeme hallerinde iade, diğer hallerde ise mahsup veya ödememe imkânı gündeme gelecektir.

Son olarak belirtmek gerekir ki yüz yüze gerçekleştirilen etkinliklerin ve eğitim-öğretim faaliyetleri süresince bir arada olmanın temel olduğu okul öncesi eğitimde uzaktan eğitim sisteminin uygulanma imkânı işin doğası gereği bulunmamaktadır. Bu nedenle özel anaokulları ile akdedilen sözleşmelerde ifa imkansızlığı sözleşmenin bütünü için geçerli olup, herhangi bir ikame hizmet sunulması mümkün olamayacağından, TBK’nın 136. maddesi gereğince sözleşme ilişkisinin sona ereceği kabul edilmelidir. Bu sayede veliler peşin ödeme halinde yıllık ücretin hizmet alınmayan aylara denk düşen bedelini iade alma ya da taksitler halinde ödeme halinde ilgili tutar kadar taksitlerin ödenmesinden kurtulma hakkına sahiptir. Yine velilerin bu noktada özel okul öncesi eğitim kurumlarına karşı bildirimde bulunması önem taşımaktadır.

Unutulmamalıdır ki Kovid-19 pandemi halinin hakkaniyete göre uygulanacak hukuka ve dolayısıyla sözleşmelere etkisi kesin olarak bilinmemektedir. Diğer özel hukuk sözleşmelerinde de olduğu gibi özel öğretim kurumları ile imzalanan sözleşmeler açısından somut vakalar bazında farklı içtihatlar ve teorik alandaki hukuki görüşler ile uygulama alanının şekillenmesi beklenmektedir.