Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği'nde Yapılan Temel Değişiklikler
11 Temmuz 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikle, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nde önemli yapısal düzenlemelere gidilmiştir.
Değişiklikler 1 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe girecektir.
En dikkat çekici yenilik, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi (BKDS)kullanımının zorunlu hale getirilmesidir. Bu sistemle, öğrenci ve personel giriş-çıkışları, kamera sistemleriyle entegre olarak yüz tanıma yoluyla izlenecek; veriler hem kurum hem de Bakanlık kayıtlarında saklanacaktır.
Kurumlar, BKDS sisteminin kesintisiz çalışmasını sağlamakla yükümlü tutulmuştur. Günlük imzalı kontrol listesi tutulmalı, veriler bulut veya harici disk ortamında yedeklenmeli, elektrik kesintilerine karşı UPS veya jeneratör gibi önlemler alınmalıdır. Teknik arızalar veya veri kayıpları, “mücbir sebep” olarak kabul edilmeyecek ve kayıt eksikliği nedeniyle oluşan tutarsızlıklarda ödeme iptalleri ve iade süreçleri doğacaktır.
Kayıt aşamasında öğrenci ve eğitim personelinden biyometrik fotoğraf ve bilgilendirilmiş onam formu alınması zorunlu hale getirilmiştir. Destek eğitimi alacak bireyler için ölçme araçları, yalnızca bu konuda yetkin ve belgeli personel tarafından uygulanabilecektir. Evde verilen destek eğitimleri ise kamera ve BKDS yükümlülüğünden istisna tutulmuş, ancak detaylı planlama ve aylık belge teslimi yükümlülüğü getirilmiştir.
Ödeme yapılabilmesi için, sistem üzerinden doğrulanmış giriş-çıkış kayıtları ile Özel Eğitim Modülü’ndeki eğitim saatleri ve kamera kayıtlarının birebir uyumlu olması gerekmektedir. Manuel girişlerin doğruluğu denetime tabi tutulacak; hatalı veya yanıltıcı beyanda bulunan kurumlar hakkında hukuki işlem uygulanacaktır. Ücretli kayıt yaptıran bireylerin izleme, değerlendirme ve BEP süreci de artık rehberlik ve araştırma merkezleri veya BEP birimleri tarafından yürütülecektir.
Tüm bu değişiklikler, özel eğitim kurumlarının dijital altyapılarını güçlendirmesini, veri bütünlüğü ve şeffaf kayıt esaslarına göre çalışmasını zorunlu kılmaktadır. Kurumların en geç 1 Aralık 2025 tarihine kadar tüm sistemlerini hazır hale getirmesi, personelini bilgilendirmesi, velilerden onam formlarını eksiksiz alması ve kayıt doğrulama süreçlerini denetime uygun şekilde yapılandırması gerekir. Bu hazırlık süreci için bir yol haritası oluşturulması, uzman teknik destek alınması ve hukuki danışmanlıkla sürecin yürütülmesi önem arz etmektedir.

KVKK Açısından Değerlendirmeler
Yeni düzenlemeyle özel eğitim kurumlarında biyometrik veriler (yüz görüntüleri gibi) merkezi şekilde toplanacak ve işlenecektir. KVKK kararları ve rehberleri, biyometrik verilerin özel nitelikli kişisel veri kapsamında değerlendirildiğini vurgulamaktadır.
Örneğin, KVKK 2019/81 ve 2019/165 sayılı karar özetlerinde “el-avuç okutma” sistemiyle kullanıcı verilerinin toplanmasının özel nitelikli kişisel veri işleme faaliyeti olduğu ve bunun ancak Kanun’un 6. maddesindeki koşullarla mümkün olabileceği belirtilmiştir.
Dolayısıyla yeni yönetmelikteki yüz tanıma sistemi, KVKK bakımından en hassas veri türlerinden birini işlemektedir. Ölçülülük ve veri minimizasyonu ilkeleri açısından yapılan işleme bakıldığında, benzer KVKK kararlarında vurgulanan riskler gündeme gelmektedir. Örneğin 2020/167 sayılı kararda üyelerinin giriş-çıkışını parmak/avuç içi iziyle kontrol eden spor salonunda, bu biyometrik uygulamanın “ilişki kurulacak amaç için gerekli minimum veri” ilkesine aykırı olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu kararda, kart ile geçiş imkanı varken biyometrik doğrulama sistemi kullanmanın ölçülülüğe aykırı olduğu sonucuna varılarak idari para cezası verilmiştir. Benzer şekilde yukarıda belirtilen 2019 tarihli spor salonu kararlarında da (2019/81 ve 2019/165) biyometrik verinin zorunlu tutulmasının hem amaçla bağlantısız ve gereğinden fazla olduğu, hem de alınan rızanın hizmetin devamı için şart koşulması nedeniyle geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu çerçevede yeni yönetmeliğin biyometrik takip sistemini ölçülülük ilkesiyle değerlendirmek gerekir. Bir yandan amaç giriş-çıkış takibi olsa da, bu amaç için alternatif (örneğin kartlı geçiş veya elektronik imza) yöntemlerin varlığı halinde biyometrik taramanın aşırı olduğuna KVKK kararlarında dikkat çekilmiştir.
Açık rıza konusu da özel nitelikli veriler için merkezi önemdedir. KVKK’nın 6. maddesi biyometrik verilerin açık rıza olmaksızın işlenmesinin yasak olduğunu belirtir. Düzenleme, kayıt aşamasında velilerden “biyometrik kimlik doğrulama sistemi bilgilendirilmiş onam formu” alınmasını şart koşarak rızaya atıfta bulunsa da, Kurul kararları bu rızanın geçerliliğine dikkatle yaklaşmaktadır. 2019/81 ve 2019/165 kararında, hizmetin alınmasının şartı olarak biyometrik tarama için rıza istenmesinin fiili olarak açık rıza vermeye zorlayıcı olduğu tespit edilmiş ve bu nedenle yapılan açık rızaların Kanun’un 12/1-a bendine aykırı olduğu vurgulanmıştır. Yeni düzenlemede de, BKDS kaydı olmadan eğitim imkanı verilmediği sürece, onam formunun özgürce verildiğinden söz edilemeyeceği sorunuyla da karşı karşıya kalınmaktadır. Kişi bu formu imzalamazsa hizmeti alamayacaksa rızanın özgür irade ile verildiğinin kabulü mümkün olmayacaktır. Bu bağlamda, KVKK rehberinde belirtildiği gibi açık rızanın “belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirmeye dayanan ve özgür iradeyle” verilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla yönetmelikte form alınsa bile ilgili kişinin rızasının gerçekten özgür irade ile gerçekleştiği gösterilemiyorsa, hukuken rızanın geçersiz kabul edilmesi olasıdır.

Bununla birlikte, KVKK rehberi biyometrik verinin rıza olmaksızın işlenebilmesi için “kanunlarda açıkça düzenlenmiş olması” gerektiğini belirtir. Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği değişikliği, bir yönetmelik hükmü olarak biyometrik doğrulamayı zorunlu kıldığından, bunun 6698 s. Kanun’un 6/3 maddesi kapsamında kabul edilip edilemeyeceği tartışma konusu olacaktır.
Teknik ve idari tedbirler açısından ise yönetmeliğin getirdiği zorunluluklar, KVKK’nın kişisel veri güvenliği yükümlülükleriyle kısmen örtüşmektedir. Kurumların düzenli yedekleme yapması, UPS/jeneratör bulundurması, kamera ve sistemlerin kesintisiz çalışmasını sağlamak için önlem alması gibi maddeler, KVKK’nın “makul güvenlik önlemleri” şartına uygundur. Örneğin, KVKK kararlarında veri sorumlularının kişisel bilgilerinin üçüncü kişilerce görülmesini önleyecek tedbirler almaması ağır eleştiri konusu olmuş ve idari para cezası ile sonuçlanmıştır. Yeni düzenleme, bu açıdan olumlu sayılabilecek günlük kontrol listesi, bulut/harici yedekleme, kesintisiz güç vb. gereklilikler getirmiştir. Yine de KVKK rehberi biyometrik veriler için ek güvenlik önlemleri (şifreleme, erişim kayıtları tutulması, yetkili personel sınırlaması vb.) önermektedir. Dolayısıyla kurumlar, toplanan biyometrik referans verilerini ve giriş-çıkış kayıtlarını uygun şifreleme yöntemleriyle saklamalı, erişimi sıkı şekilde denetlemeli ve düzenli sızma testleri gibi teknik kontroller uygulamalıdır. Sistem arızası veya doğrulama yapılamaması durumunda yapılacak yedekleme prosedürlerinin de (görevli kişilerce manuel kayıt veya geçici kart uygulaması gibi) belgelenmiş olması gerekir.
Özetle, yeni düzenleme özel eğitim kurumlarında biyometrik sistem kullanımını zorunlu kılmaktadır; bu KVKK bağlamında hem bir imkan hem de risk içermektedir. Pozitif yanlarından biri, tesis edilen katı kayıt-zinciri yükümlülükleri sayesinde veri bütünlüğü hedefleniyor olmasıdır. Kötüye kullanımı önlemek için günlük log tutma, aylık plan teslim etme, denetime açıklık gibi kurallar getirilmiştir. Ancak Kanun’un hassasiyetle koruduğu açık rıza ve ölçülülük ilkeleri göz ardı edilemez. KVKK kararları ışığında; bu sistemin meşruiyetinin sağlanması, başta ilgili kişilerden gerçekten serbestçe alınmış rıza ve yalnızca gerekli asgari verinin işlenmesiyle mümkün olacaktır. Kurumlar, BKDS ve kamerayla elde edilen her türlü verinin KVKK’da öngörülen teknik/örgütsel tedbirlerle korunduğundan emin olmalı, veri işleme faaliyetlerini belgelendirerek denetimlere hazır hale getirmelidir. Ayrıca veli ve personelin aydınlatılması, verilerin saklanma süresinin sınırlandırılması ve muvafakat formlarındaki bilgilere riayet edilmesi, kişisel veri güvenliğine yönelik yükümlülüklerin yerine getirilmesi bakımından elzemdir. Sonuç olarak, yönetmelik değişikliği özel eğitim kurumlarını dijital olarak dönüştürürken, KVKK’nın sert koruma kurallarına uygun hareket edilmesi gerekmektedir. Her aşamada ölçülülük, veri minimizasyonu ve açık rıza prensiplerine dikkat edilerek, sistemin yasal dayanağı ve kişisel veri güvenliği sağlanmalıdır.
